• Urun1
  • Urun2
  • Urun3

 

Bağışıklık Sisteminizin Sinyallerine Kulak Verin (Makale-1)

Vücudun savunma sistemi olarak bilinen bağışıklık sistemi, sadece dışarıdan gelen tehlikelere karşı vücudu korumakla kalmıyor aynı zamanda yaşlılığa karşı mücadele veriyor ve zinde hissetmeyi sağlıyor. Vücudun antioksidan mekanizmasının çalışmasında da rol oynayan bağışıklık sistemi, zayıfladığında ise bazı mesajlar verebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytaç Karadağ, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları hakkında bilgi verdi.


Sürekli yorgun hissedenler dikkat!


Kronik yorgunluk sendromu son yıllarda artan bir sorun haline geldi. Yapılan efordan daha fazla yorgunluk hissedilmesi bağışıklık sisteminin zayıfladığının belirtisi olabilmektedir. Sabah yorgun kalkmak, bitkinliğin istirahatle dinmemesi ve çabuk yorulmak doktora başvurmak için yeterli belirtilerdir.
Tekrarlayan enfeksiyonlarda tarama testleri yapılmalı
Yaz aylarında grip, nezle, soğuk algınlığı oluşuyor ve sürekli tekrarlıyorsa ilaçlarla geçiştirilmeden önce immun sistemin taranması faydalı olmaktadır. Tekrarlayan ishal, idrar yolu enfeksiyonları, genital bölge enfeksiyonları, mantar, solunum yolu enfeksiyonları önemli uyarıcılardır. Bağışıklığı sağlayan beyaz kan hücreleri yeterli düzeyde çalışamadığında enfeksiyonlara daha kolay yakalanıldığı gibi, daha zor iyileşilmektedir.


Cildiniz alarm veriyor


Ciltte nedensiz yara açılması veya mevcut yaraların geç düzelmesi, tekrarlayan mantar enfeksiyonları bağışıklık sisteminin cilt açısından erken habercileri gibidir.
Alerjik şikayetler ise immün sistemin dengesinin bozulması ve abartılı reaksiyon göstermesi ile olmaktadır. İmmün sistem, fazla çalıştığında alerji, az çalıştığında enfeksiyonlar gelişir. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde yaşarma, öksürük, nefes darlığı, ciltte kaşıntılı kabarıklıklar alerjik kökenli olabilir.
Aft, pamukçuk gibi ağız lezyonları kansere kadar götürebiliyor
Özellikle senede 4 kereden fazla virüslere bağlı oluşan ağız veya burun çevresinde uçuk denilen lezyonlar gelişmesi bağışıklığın zayıflığı açısından önemli bir parametredir. Ağız içi ve dil üzerinde aft denilen ağrılı, ortası beyaz lezyonlar senede 4’ten fazla çıkıyor ise bağışıklık sistemi zayıflığı, Behçet Hastalığı veya bazı vitamin eksiklikleri yönünden araştırılması açısından araştırılmalıdır. Pamukçuk denilen kandida cinsi mantar, ağız kanalında, yemek borusunda, midede, bağırsaklarda olabilirken aynı zamanda bağışıklığı kendisi de baskılayıp hastalığın ilerlemesine, hatta son yıllarda kanser gelişmesine katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.


Bu hatalardan kaçının


Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan doğuştan gelen kronik hastalıklar ve enfeksiyon gibi değiştirilemeyen etkenlerin yanında yaşam şekli ve beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar da etkili olmaktadır.  Bağışıklık sistemi zayıflamasının en yaygın nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir. Karbonhidrattan zengin beslenme, antikorların yapıtaşı olan proteinden düşük beslenme, aşırı kilo ve aşırı zayıflık bağışıklığı baskılayıcı etmenlerdir. A,B, C, E, D  vitaminleri, selenyum, demir, çinko ve karotenler bağışıklık sisteminin karmaşık reaksiyonlarını katalize eder. Bunlardan herhangi birinin eksikliği vücudumuzu dış etmenlere karşı saldırıya açık hale getirmektedir. Alkol kullanımı, sigara kullanımı, radyasyon maruziyeti, probiyotik eksikliği, kalitesiz uyku, iyi dinlememek, stres yükü fazlalığı, sık antibiyotik kullanımı da bağışıklık sistemimizin zayıflamasında rol oynayan başlıca sebepler arasındadır.


Bağışıklık sistemini güçlendirmek için 6 altın öneri


1.            Düzenli ve dengeli beslenin. Özellikle A, B, C, E, D vitaminleri ve çeşitli mineralleri içeren besinleri almaya özen gösterin.
2.            Kaliteli ve düzenli uyku uyuyun. Minimum 6-8 saat uyumaya, düzenli saatlerde yatağa girmeye özen gösterin.
3.            Stres ve kaygıyı olabildiğince en az düzeye çekin.
4.            Açık havada düzenli egzersiz hem zihinsel hem de fiziksel açıdan daha iyi hissedilmesine neden olabileceği gibi; bağışıklık sistemini de güçlendirecektir.
5.            Probiyotik desteği ve sindirim sisteminin düzenli çalışması da bağışıklık sisteminde son derece önemlidir. Ev yapımı yoğurt, kefir, ev yapımı sirke, ev yapımı turşu, boza, şalgam suyu probiyotik açısından zengin besin öğeleridir.
6.            Bol su tüketin. Yarısından fazlası su olan vücudun hücrelerinin daha iyi çalışabilmesi ve bağışıklığı kuvvetlendirmek için minimum günde 2-2,5 litre su içilmelidir.
(Kaynak: www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri)

 

 

Soğuk Algınlığı Nedir? (Makale-2)

Soğuk algınlığı, üst solunum sistemi bozan viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık, akut viral farenjit veya akut nezle olarak da bilinir ve insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır. Soğuk algınlığına 200'den fazla farklı virüs neden olabilir fakat hastalığa esas olarak koronavirüsler ya da rhinovirusler sebep olur.
İnsan vücudu soğuk algınlığına neden olan tüm virüslere karşı direnç geliştiremez. Soğuk algınlığının bu kadar yaygın ve sık tekrarlayan bir hastalık olmasının da nedeni budur. Araştırmalara göre, anaokuluna giden çocuklar yılda 12, yetişkinler ise 7 kez soğuk algınlığına yakalanmaktadır.
Uzmanlar soğuk algınlığının, soğuk havalarda dışarı çıkmakla meydana gelmediğini, antibiyotiklerin de rahatsızlığı tedavi etmekte bir etkisi olmadığını söylemektedir.


Soğuk algınlığının sebepleri ve belirtileri nelerdir?


Soğuk algınlığına yakalan insanların %25'inde bağışıklık sistemleri farklı tepki verdiği için herhangi bir belirti görülmez. Bazen bakteriler; kulak veya sinüsleri etkileyebilir - bu ikincil bakteriyel enfeksiyon olarak bilinir ve bu durumda hastalık antibiyotikler ile tedavi edilebilir.
Soğuk algınlığının belirtileri rahatsızlığı yaşayan kişi tarafından da kolaylıkla anlaşılabilir.

 

Soğuk algınlığı en sık görülen belirtileri şunlardır:


 Boğaz kuruluğu
 Boğaz ağrısı
 Öksürük
 Hafif ateş
 Hapşırma
 Boğuk ses
 Burun tıkanıklığı
 Hafif baş ağrısı


Daha seyrek görülen belirtiler ise şunlardır:


 Kas ağrıları
 Titreme
 Göz kızarıklığı
 Zayıflık
 İştahsızlık
 Aşırı yorgunluk


Soğuk algınlığı hangi komplikasyonlara neden olabilir?

Soğuk Algınlığı ciddi seyreder durumdaysa akut bronşit, zatürre, akut bakteriyel sinüzit ve eğer daha da ilerlerse menenjit gibi hastalıklara neden olabilir.
Soğuk algınlığının neden olduğu diğer komplikasyonlar ise şunlardır:
 Bronşiolit
 Krup (laringotrakeobronşit)
 Orta kulak iltihabı
 Streptokok boğaz ağrısı
 Kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) ve astıma sahip insanlar, soğuk algınlığına karşı savunmasız olabilir ve durumları daha da kötüleşmemesi için önlem almak zorunda kalabilirler.
Soğuk algınlığı nasıl tedavi edilir?
Ne yazık ki, antibiyotik ve antiviral ilaçlar soğuk algınlığına neden olan çoğu virüse karşı etkisiz kalmaktadır. Soğuk algınlığı normalde on gün kadar sürer, ancak bazı belirtiler üç hafta boyunca kaybolmayabilir. Soğuk algınlığının kesin ve geçerli bir tedavisi olmamasına rağmen aşağıdaki tedbirler hastalığın şiddetli geçirilmemesini ve iyileşmenin çabuk olmasını sağlayabilir:
 Bol bol sıvı almak,
 Bağışıklık sistemi, virüs ile savaşırken bolca dinlenmek ve yatak istirahati,
 Baş ağrısı veya ateşi gidermek için aspirin, parasetamol veya ibuprofen almak (16 yaşından küçük çocuklara aspirin verilmemelidir).
 Buhar banyosu, burun tıkanıklığı belirtilerini hafifletmekte etkili olabilir.
Soğuk algınlığı nasıl önlenebilir?
 Soğuk algınlığına yakalanmış kişilerle yakın temastan kaçının.
 Bağışıklık sisteminizin güçlü kalmasını sağlamak için vitamin açısından zengin meyve ve sebzelerden bolca yiyin.
 Hapşırırken veya öksürürken mendil kullanın ve sonra mendili hemen çöpe atın, ellerinizi yıkayın.
 Eğer mendil kullanmadıysanız hemen ellerinizi yıkayın.
 Evinizi, özellikle mutfak ve banyoyu çok temiz tutun.
 Yüzünüze, özellikle ağız ve burnunuza dokunmaktan kaçının.

(Kaynak: www.anatomica.com.tr/soguk-alginligi-nedir)

 


bank